Back
Onur Altürk
Beer Group President / CEO (Genel Müdür), Anadolu Efes Biracılık ve Malt Sanayii A.Ş.

Meet The Ceo | CEO 'muz Onur Altürk'ü Yakından Tanıyoruz!

🎥 Mar 01, 2024 📺 Anadolu Efes ⏱ 24m 👁 1157 views
CEO'muz Onur Altürk'le Anadolu Efes'teki kariyer yolculuğunu, üniversite yıllarını, hobilerini ve daha birçok konuyu konuştuk! #AnadoluEfes #meettheceo
Watch on YouTube

About Onur Altürk

Onur Altürk, Beer Group President and CEO of Anadolu Efes Biracılık Ve Malt Sanayii Aş, participated in several interviews and podcasts between December 2022 and February 2025. In a February 2025 podcast for the Anadolu Efes Startup Fest, Altürk discussed the company's approach to entrepreneurship, stating that the company seeks solutions to real problems through internal and external entrepreneurship, and has found effective, fast, and affordable solutions. He expressed excitement about the potential of artificial intelligence to bring new innovations and accelerate processes. Altürk also noted that the company has an open innovation platform called True Future, where they listen to and pilot projects with startups, and have reached the purchasing stage with two of them. In a March 2024 interview, Altürk discussed his career journey, including his background as a 1975 Konya native who studied at Middle East Technical University. He emphasized the importance of teamwork, continuous learning, and raising children as global citizens with technology, digitalization, and foreign language skills. He stated that he has seen very few people who worked hard without receiving corresponding rewards, and advised that hard work has no alternative. In a December 2022 interview, Altürk described companies as living organisms that are dynamic rather than static, and emphasized the value of diverse perspectives and intergenerational collaboration, noting that a company with people of the same age and background cannot be successful. He also reported that 2022 was a difficult but successful year for the company, with all targets met despite challenges such as supply chain issues, raw material inflation, and decreasing purchasing power.

Source: AI-verified profile updated from Onur Altürk's recent appearances. Browse all interviews →

Transcript (46 segments)
Z
Zeynep0:07
Herkese merhabalar. Ben Anadolu Efes yetenek kazanım ve işveren markası uzmanı Zeynep. Anadolu Efes'te yaşamın bu bölümünde, yeni CEO sevgili Onur Altürk bizlerle birlikte. Kendisinin kariyer yolculuğunu ve sizin ilginizi çekebileceğini düşündüğümüz hayatına dair çeşitli konuları konuşacağız. Hoş geldiniz Onur Bey.
O
Onur Altürk0:23
Hoş bulduk Zeynep.
Z
Zeynep0:25
Öncelikle çok tebrik etmek isterim sizi tüm Efes çalışanları adına ve kendi adıma da teşekkür. 2024, yeni göreviniz, atandınız ve Anadolu Efes Birlik Grubu Başkanı ve CEO oldunuz. Tekrardan çok tebrikler. CEO olarak kamera ve mikrofon karşısında ilk defa kişilerin karşısına çıkacaksınız. Biz sizi tabii ki yakından tanıyoruz hem farklı içeriklerden, etkinliklerden hem de Efes'teki uzun yıllardır aldığınız pozisyonlardan. Ama sizi ilk defa dinleyenler için şöyle biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?
O
Onur Altürk0:53
Bahsedeyim. 1975 Konya doğumluyum. Konya Lisesi ve Konya Fen Lisesi'nden sonra Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nde okudum. Oradan mezun olduktan sonra kariyerime telekomünikasyon sektöründe başladım. Orada aslında — burası böyle bir ilginç, söylediğim zaman şaşıran arkadaşlar oluyor — satın alma ve kiralama yapıyordum, leasing yapıyordum. Öyle başladım. Daha sonra ticari pazarlamaya doğru bir kayış oldu. Altı yıl telekomünikasyonda, ağırlıklı olarak pazarlama ve ticari pazarlama çalıştım. Sonra FMCG maceram başladı. Telekomünikasyon biraz daha FMCG'ye göre aldığınız aksiyonların geç sonuç verdiği, biraz daha arkadan etkilerini gördüğünüz bir sektör. FMCG tabii hepimizin bildiği gibi hızlı tüketim ürünleri sektörü çok daha hızlı — o beni çok çekiyordu. Ve kariyerimin 20 senesi, o altı seneden sonraki 20 senesi FMCG'de geçti. Orada da ilk başta yine ticari pazarlamayla devam ettim, ticari pazarlama, al geliştirme ve merchandising. sonrasında satış operasyon tarafına geçtim. Satış operasyonda çok farklı rollerde çalıştım: satış sistemleri, satış altyapı, satış teknolojileri ve satış operasyonlarının tamamı, satış stratejilerinin tamamı. Bittikten sonra da biraz böyle tersinden giden bir kariyer oldu. Tabii o dönemde çok bunları seçmek çok kolay olmuyordu, biraz zorlamak gerekiyordu. Bugünkü gibi imkanlar yoktu herhalde. Aslında dedim ki benim satıştan başlamam gerekiyor ama satıştan başlayamadım. Neden şimdi yapmıyorum? Ve aslında biraz daha geç olduğunu söyleyebileceğim bir zamanda satışa geçiş yaptım. Orada da bölge müdürlüğü, satış müdürlüğü ve en son satış direktörlüğü yaptım. Bir önceki şirketimde de satış direktörlüğü olarak çalışıyordum. Üç sene o işi yaptıktan sonra, satış direktörlüğünü yaptıktan sonra 2018 senesinde yollarım Efes'te kesişti. Efes'te o zaman Türkiye satış direktörü pozisyonu için birisi aranıyordu.
Tabii Efes gönlünüzdeki marka, yani benim yaşımdaki için, bizim yaşımızdan için de benim kuşağım için ayrı bir yeri var. Çünkü bizim ilk biramız benim kuşağım dakilerin hayatında çok daha fazla yer edilmiş bir marka. Çok sosyal bir marka olduğu için ve özellikle ben Anadolu'da büyüdüm, yani işte dediğim gibi Konya'da Anadolu Lisesi ve Fen Lisesi okudum. Oralardaki bir etkisi — İzmir, İstanbul'dan çok daha yüksek bu markaların, oraya gelen markanın size görünür olan markaların etkisi çok daha yüksek. Efes'te tabii ki sosyal hayatın her alanında olduğu için, sanatta, sinemada, tiyatroda, festivale kadar ulaşımı olan bir marka olduğu için bendeki yeri farklı. Ben genelde yerli ürünleri kullanmayı tercih eden biriyim her konuda ama Efes'in tabii ki o gönlümüzdeki yeri çok başka benim için. Özellikle öyleydi ve dolayısıyla bu teklif geldiği zaman çok da düşünmedim, çok da düşünecek bir şey yoktu. Çok büyük sorumlulukla, çok güzel bir roldü. Çok keyifli bir yolculuk oldu, çok heyecan verici bir yolculuk oldu diyeyim satış tarafında. Çünkü hem transformasyon ve değişimi yönetip hem de performansı yönettiğim ekip arkadaşlarımla beraber çok yorucu ama bir o kadar da zevkli ve heyecanlı. Dört senenin sonunda organizasyona genel olarak atandım. İki yıldan beri de aynı transformasyonu ve aynı performansı sistemin bütün departmanlarında ekip arkadaşlarımla beraber yapmaya çalışıyorum. Ve bundan sonra senin de en başta söylediğin gibi, 1 Mart itibariyle de sorumluluk alanım biraz daha büyüdü ve CEO olarak atandım. Aslında baştan sona AE böyle '98'den bugüne geldik, az az bir yol gelmedik bak, 26 sene anlatmış oldum.
Z
Zeynep4:48
Çok teşekkürler aktarımınız için. Aslında bu yeni pozisyonunuzla birlikte, ya çok heyecanlı ve büyük bir değişim olmalı sizin için diye tahmin ediyorum. Bu ilk haberi aldığınızda nasıl hissettiniz ve kimle paylaştınız? O anı çok merak ediyoruz.
O
Onur Altürk5:03
Aslında ilginç oldu orası. İlk haberi aldığımda çocuklara uzun zamandan beri söz verdiğim, biraz daha fazla beraber vakit geçirelim diye yurt dışına çıktığımız bir dönemde geldi. Bir günlük küçük bir kaçamak, iki çocuğum ve eşimle beraber. Orada aldım haberi. Hakikaten gurur verici bir şey, çok heyecanlandım, çok sevindim ama bir sindirmek, hemen söyleyemedim. Zaten eşim vardı yanımda ama onu da hemen söylemedim, bir durdum önce, ben bir sindirdim bir süre. Orada da aklıma şöyle bir hikaye geldi, onu da bir yerde okumuştum. Güney Amerika'da yerli rehberler turistleri gezdirirken, mesela çok daha fazla yer görmek isteyenler olduğu halde, böyle dururlarmış dönem dönem, otururlarmış ve dinlenirlermiş. Gitmek isteyenlere de 'çok hızlı yürüdük, ruhlarımızın bize yetişmesini bekleyeceğiz' diyorlarmış. Güzel bir hikaye vardı böyle. O yüzden o süreçte hemen söyleyemedim Zeynep, bir süre kendimi bir proses ettim, bir sindirdim. Ondan sonra eşime söyledim, çocuklara da tabii söyleyemedim. Söylemem de gerekiyordu, ayrı konu ama söyleyemedim, o çok anlayacakları bir şey değildi. Ama tabii inanılmaz heyecanlı, çok gurur verici, çok keyifli. Orada küçük bir kutlama yaptık. Ama benim biraz da şeyim herhalde, yapım gereği o tatil çok tatil gibi olmadı. Tabii ben hemen oturup çalışmaya başladım ondan sonra, ne yapmak lazım, nereye bakmak lazım, nereye gidile diye bir ufak ufak onlara çalışmaya başladım bir yandan.
Z
Zeynep6:32
Aslında çocuklarınızdan, çocuklarınıza dair de bir sorum olacaktı. Yani bu çok uzun yıllardır, 26 yıldır iş hayatının dışında belki de en büyük görev diyebileceğimiz bir babalık görevi de yürütüyorsunuz. Ve çocuklara verdiğiniz, onlara dair katmak istediğiniz en önemli bakış açısı, öğüt ne oluyor bu süreçte? Onu merak ediyorum.
O
Onur Altürk6:52
Yapı gereği evi seven biriyim. Yani ev benim güç aldığım yer, o yüzden ev önemli, hep önemli. Aile ve dostlar benim için çok önemli. Çocuk — yani kızım 16 yaşına geldi, oğlum 9 yaşında. Ve bu tempoda, uzun zamandan beri de bu tempoda çalışıyorum, hep desteklendi. Öyle olmasa zaten çok mümkün olmazdı. Tabii ki başta eşim. Ama çocuklara bir yerden sonra kabulleniyor. Dün başıma bir şey geldi, dün çok geç gitmek zorunda kaldım. Ve yatış zamanlarını bari kaçırmayayım diyorum ki, küçükken de işte kitap okumayı bari becerim, en azından yatmadan önce göreyim diye ona yetişmeye çalışırdım. Benim bu son terfi diyelim, küçük oğlum 9 yaşında olduğu için ona şöyle anlatmış ablası: 'İşte babam büyük bir başarı kazandı.' Dün geç gittim, Sinan bana kapıda 'Bu büyük başarıyı kazandığından beri seni çok az görüyoruz' dedi. Çok çok eğlendirdi beni, bayağı bir güldüm. İşte bunları yakalamaya çalışıyorum. Ama daha çok hafta sonları görüşüyorum, yani onu da çok dürüstçe söylemek lazım. Onlara daha fazla vakit geçiriyorum, çok da farkım yok İstanbul'daki her baba gibi. Çocukları toparlayıp oraya buraya götürmeye çalışıyorum, işte bir piyano kursu, bir basket kursu, bir voleybol kursu, biraz şoförlük yapıyorum. Bütün babalar İstanbul'da, özellikle beyaz yakalı babalar bence — ben de onlardan bir tanesiyim.
Z
Zeynep8:15
Size ne öğretiyorlar en çok? Mesela bu geçirdiğiniz vakitlerde ya da yani 16 yıldır aslında büyük bir kızınız var. En çok ne öğrendiniz ondan?
O
Onur Altürk8:24
Çok şey öğreniyorsun tabii çocuklardan. Aslında doğduğundan itibaren belki — seyretmeyi sevenler gözlerinin önüne getirebilirler, sanki bir belgesel kanalında acayip bir serüven seyrediyorsunuz. Bunu yakından yaşamak, birebir yaşamak tabii ki başka bir şey. Ne öğretiyorlar? Çocuklar bir insana sabrı öğretiyor ki ben çok sabırsız bir insanım hep. Böyle hemen sonuca gitmeye çalışan. Ondan önce de iş hayatımda böyleydi. Şöyle bir şey yapmışlardı bana, o zaman Mehmet Hoca kulakları çınlasın, 'Bu çocuğa eğitim verdi.' Dedim, çünkü sonradan fark ettim tabii ki onu. Ama eğitim vermek önemli bir şey. Çünkü eğitim vermek — öğrendiğini anlatmak ve anlatabiliyorsan öğrenmişsin demektir zaten. Bir yandan da tabii ki karşındakini dinlemeyi gerektiren bir şey, sabırlı olmayı gerektiren bir şey. O zaman işime yaramıştı ve benim için çok zordu. Yani sorulara cevap vermek, karşıdakini çok uzun zaman dinlemek, ona göre bütün programını ayarlamak çok zordu. Çocuk da tam olarak bunu öğretiyor, çünkü senin ne düşündüğünün ve senin zamanının bir önemi yok. Çocuk çok dominant doğduğu andan itibaren ve o kadar büyük bir karşılıksız sevgi var ki — o da çocukla beraber gelen bir paket. Evet sabır da o paketin içinde bence, bana onu öğretti. Karşılıksız sevgi tabii ki öyle. Ama bir yandan bir insan yetiştirenin sorumluluğu, oradaki payın onun etkileri. Bu konuştuklarım nereye gider, ona nasıl davranmalıyım, nasıl olmalıyım? Ama herhalde çok özünde hepimizin yapmaya çalıştığı şey iyi insanlar yetiştirmek, adalet duygusuna sahip, vicdanlı çocuklar yetiştirmek. Ama bir yandan da şu anda neye odaklanıyor diye sorarsan da şunu yapmaya çalışıyorum: kafamda öyle kurguladığı bir şey var, çocuklarımızı bence artık hepimiz bir dünya vatandaşı gibi yetiştirmeliyiz. Bu şu demek: bence hem teknoloji olarak hem dijitalleşme olarak hem eğitim seviyesi, yabancı dil olarak tüm dünyada yaşayabilecekleri, globalleşen dünyada her yerde yaşayabilecekleri ve bir katma değer üretecek şekilde yetiştirmek lazım diye düşünüyorum. O yüzden de bütün aldığımız eğitimler ya da gönderdiğimiz okullar ya da ders programları yaptığımız seçimleri bunun üzerine kurgulamış bir yandan. Benim neslimin çok belki böyle imkanları yoktu ama bir spor, özellikle takım sporu — işte oğlumu basket'e götürüyorum, kızım da voleybol oynuyor uzun zamandan beri. Bir yandan da araya acaba böyle bir müzik atriyı sıkıştırabilir miyiz diye uğraşıyorum. Oğlumda zorlandık biraz gerçi ama.
Z
Zeynep10:58
Ama kızınız o gitar çalıyor, mesela bir hobisi de olsun o şekilde.
O
Onur Altürk11:01
O da ondan çok keyif aldı. Çocukların hoşlandığı bir şeyi bulmaya çalışıyorum, o opsiyonları yaratmaya çalışıyorum. Hı hı, çok zorlamadan, neye keyif alıyorlarsa.
Z
Zeynep11:12
Dünya vatandaşı olma aslında sizin liderlik vizyonunuzda da çok hakim olan bir şey. Teknolojiye hakim olma, dünya vatandaşı olma gibi. Onu ben en azından iki yıldır sizle çalıştığım dönemde, LinkedIn paylaşımlarınızda da var biraz, o liderlik — nasıl lider olunur, olunmaz — gibi çok klişe bir soru sormak istemiyorum ama sizin bakış açınıza göre iyi bir lider nasıl olur? Onu merak ediyorum.
O
Onur Altürk11:41
Liderlik konusu uzun zamandan beri çok konuştuğum, benim kafa yormaya çalıştığım bir yandan da — ucundan kıyısından diyeyim, çünkü hakikaten çok kapsamlı, çok geniş bir konu. Biraz da tersinden okumalar yapmaya çalışarak nasıl lider olmaz — bir de oradan bakılır mı acaba — diye girmeye çalıştığım bir konu. Ama hakikaten derya deniz bir konu, sürekli olarak da değişen, gelişen bir konu. Nasıl olmalı, nasıl olmamalı — yani böyle reçetelerden ve böyle tariflerden uzak durmaya çalışıyorum. Ama ben ne yapmaya çalışıyorum, ben nasıl olmaya çalışıyorum onları söyleyebilirim. Arkadaşlarımla beraber, ekibimle beraber ne yapmaya çalışıyorum, belki biraz ondan bahsedebilirim. Benim burada en çok güç aldığım şey takım, ekip arkadaşlarım ve takım. Gerçekten konularında senden daha iyi, senden daha fazla zaman ayırıp düşünebilen insanlarla çalışmak istiyorum hep. Bunu yapmaya çalıştım: yetkinlikleri senden ilgili olduğun konularda çok daha yüksek olan insanları yanına topladığın zaman hiç bir yere gidiyor, hep beraber bir yere götürüyorsun. Ondan sonra yapman gereken tek şey onların önündeki engelleri kaldırmak oluyor. O yüzden bence takım — yani bir numaraya ne dersen — bence yetkinliği yüksek olan, kapasitesi olan, hedeflerini iyi kendi kendine seçebilen ekiple çalışmayı seviyorum ve güçlü ekip olduğu zaman da bu işin ne kadar değiştiğini anlatamam. Yani birinci kural bence bu. Başka önemli bir konu: strateji ve plan. Çünkü çok hızlı değişiyor her şey ve çok fazla öncelik var. O öncelikler arasından doğrularını seçmek, onun planını stratejisini iyi yapmak ve doğru yönlendirmek, doğru önceliklerle ekibin çalışmasını sağlamak çok önemli. Bir diğer yandan — çok klişe gibi gözükse de — o vizyonlar, misyonlar hala çok önemli. Çünkü aslında etrafınızdaki ekibe nasıl ilham verdiğinizle ilgili şeyler. Ortak bir fikir etrafında ekibi toplamak, onları sizle beraber aynı hedefe inandırmak, o heyecanı aşılamak için bunlara ihtiyacınız var. Bu da olmazsa olmazlardan bir tanesi. Onun dışındaki özellikler biraz daha kişisel özelliklerle ilgili oluyor diye düşünüyorum. Benim en çok önem verdiğim konu ya da hata yapmaktan en çok korktuğum konu: adalet. Bence iyi bir lider adil olmalı ve bunun tartışmaya açık olmaması lazım diye düşünüyorum. Cesaret bu dönemde çok önemli. Riskler çok fazla artıyor, öyle bir dönemdeyiz. Ama biraz kısa dönem ve uzun dönem dengesinin şu anda birbirine karıştığı bir yerlerden geçiyoruz. O yüzden tabii ki strateji, tabii ki plan, tabii ki uzun dönem planlar ama o kısa vade ve uzun vade dengesi şu anda bence hiç olmadığı kadar önemli. Bu da şu demek: kısa vadeli ya da düşükte, alçakta olan meyveleri toplamak diye bir söz vardır ya, onları da kaçırmamak lazım. Bazen pragmatik düşünmek ve biraz gerçekten işi yolda biçimlendirmek önemli, özellikle bu dönemde çok önemli. Çok hızlı değişiyor çünkü her şey, o yüzden sürekli güncel kalmak, sürekli gelişimleri takip etmek — özellikle dijitalleşmenin geldiği şu seviye ve bu hızla beraber — daha da önemli hale geldi. Bunlar konusunda da ekibe destek olmaya çalışıyorum. Biraz güncel kalmaya çalışıyorum işte, o yüzden gençlerle sohbet ediyorum. Kim ne yapıyor merak ediyorum, kızımdan birçok şey bu konuda öğreniyorum. İlgi alanları nereye doğru kayıyor, nelere bakıyorlar, kimleri takip ediyorlar, kimlerle vakit geçirmeyi seviyorlar, alışkanlıklar nasıl değişiyor, tüketim alışkanlıkları değişiyor. Bununla beraber onları takip etmeye çalışıyorum.
Z
Zeynep15:22
Böyle aslında söylediğiniz şeyler birazcık böyle çevik olmak, tutkuyla işe cesaretli olmak — bunların hepsi bir yandan da ben de siz anlatırken hepsi bizim değerlerimiz aynı zamanda Anadolu Efes olarak. Yani değerlerimiz adı altında değil de öyle olduğumuz için Anadolu Efesliyiz gibi. Biz aslında sizinle çok fazla üniversite etkinliği de yapıyoruz. Bazen öğrenciler ofise geliyorlar, bazen online. Geçen yıl ODTÜ'nün bir etkinliğine katılmıştık. Ona katıldık, li ve kariyer yine. Evet, bu yıl üniversiteden arkadaşları ağırladık burada, çok da keyifli geçti. Ne kadar sürdü, iki saati aşmıştır yanlış hatırlamıyorsam.
O
Onur Altürk15:57
Geldi, çok da eğlendik, çok da keyif aldık.
Z
Zeynep16:00
Onlar sizi aslında birazcık burada nasıl kariyerinizi, biraz geçmişinizi konuşuyorsak orada da aynı sorular, benzer sorular soruluyor. Ve şeyi merak ediyorlar genelde: nasıl bir öğrenciydiniz, neler yaptınız da şu an burada bulunduğunuz yerdesiniz. Tabii ki çok fazla etken var, çok faktör var ama biraz öğrencilik yıllarını gittiğinizde, o zaman ki belki Onur'a ne sömek istersiniz?
O
Onur Altürk16:19
Herhalde biraz üniversitenin öncesine de gitmek gerekebilir, çünkü orası karakterize ediyor. Hiç çok kötü bir öğrenci değildim bence, çok da haksızlık etmeyeyim kendime ama biraz son dakikacıydı. Ortaokulda falan çok öyleydim ama sonra sabahlarda girdim fen lisesinde yatılı okudum ben, onun çok büyük etkisi oldu. Orada düzenli çalışma alışkanlığı edindiğimi düşünüyorum. Üniversitede de öyle devam etti. Üniversitede bence iyi bir öğrenciydim, yani en azından çalışkanım, çok çalıştım, sabahlığım çok oldu herhalde biraz. Öyle uzak olduğum, çok da sevmediğim dersleri son dakikaya bıraktım, o son dakikacı sadece onlarla ilgili. Ama onun dışında da öyle yaptığım zamanlarda bile çok sabahladım, şimdi olduğu gibi. O zaman da birazcık daha hayata değer ve keyif katmak için, işte kulüp aktivitelerdir, farklı şeyler, sosyallik, çok gezdim tabii ki canım, çok gezdim ama çok çok da çalıştım ya. Çalışmak belki onu başa koymak lazım, yani o benimle ilgili bir şey değil bence. Ben bugüne kadar çalışıp da karşılığını almamış veya çok çalışıp hak ettiği bir yere gelmemiş çok az insan gördüm. Görmedim demeyeyim, hadi ama çok az insan gördüm. O yüzden bence çalışma, çalışma, çalışma. Onun başka bir alternatifini en azından ben bilmiyorum. Onun dışında burada da öyle — ne o, çok çalış çok eğlen mottosu var ya — yani o zaten işte Anadolu Efes böyle bir yer zaten. O yüzden çok keyif alıyoruz ve neyse ki bunun için imkanımız da çok fazla. Onun dışında tabii ki sosyal aktivite, onun dışında tabii ki arkadaşlarla dışarıya çıkma, bunların hepsini yaptım ama bence dengeli bir öğrenciydim.
Z
Zeynep18:01
Ne güzel, bunu söyleyebilecek çok insan yok.
O
Onur Altürk18:04
Ben söyleyemem kendi adıma. Öyle düşünüyorum. 2.9'la mezun oldum Zeynep.
Z
Zeynep18:09
Süper, ben söylemeyeyim. Bence hayır, bu iyi bir şey olduğu için söylemiyorum.
O
Onur Altürk18:13
Çünkü ilk soru hep şey: niye 3, niye 3 olmadı? Çünkü şöyle bir şey vardı o zaman, ODTÜ'de 2.5 ile 3 arası akıllı öğrencinin notudur diye. Kümülatifin oralarda.
Z
Zeynep18:25
Tamam, şimdi anladım. Ün üzerine farklı şeyler söylüyor. Peki aslında şeyi de merak ediyorum: sizin LinkedIn'de bazen kitap önerisi paylaşımlarınızı görüyorum. Yürüyüşlerinizde sesli kitap dinlemesi de yapıyorsunuz. Şirketten bir arkadaşım hediye etmişti.
O
Onur Altürk18:40
Ay güzel, süpermiş.
Z
Zeynep18:42
Yani aslında kısıtlı da olsa boş vaktinizi böyle verimli geçirmeye çalıştığınızı da biliyoruz. Sizin böyle başucu kitabı dediğiniz, bir daha dönüp bakarım, okurum, altını çizerim dediğiniz bir kitap var mıdır ya da birkaç kitap aklınıza gelen bir şey?
O
Onur Altürk18:54
Kitap okumaya çalışıyorum. O boşlukları işte buldukça okumaya çalışıyorum. Yine onları çok bulduğum söylenemez ama uzun bir zamandan beri bu liderlik kavramını işte altını açmaya çalıştığım ya da içine kıyısından köşesinden girmeye çalıştığımda bu kişisel gelişim kitaplarını hakikaten çok fazla şey yaptım, almaya başladım, karıştırmaya başladım, özetlerini okumaya başladım. Fakat sonra yeri — tam hatırlamıyorum — bir yerde, Suay ile sona yakın, dinlediğimiz bir yerde bu kişisel gelişim kitaplarıyla ilgili: 'Bırakın bunları, biraz roman edebiyat okuyun, onların içinde zaten var bunların hepsi' dedikten sonra biraz böyle mesafelendim. Kitap bilmiyorum o iddialı olabilir belki ama, hani bayıla bayıla okuduğum, nasıl bittiğini anlamadığım, böyle güldür güldür giden bir kitap — ben de İnce Mehmet, Yaşar Kemal, İnce Mehmet. Şimdi hatta kızıma da aldım yakın zamanda. Bendeki çok eski, böyle cildi dağılmış bir kitap vardı, çok da kalın, çok da güzel ama saklıyorum onu. Yeni bir tanesini aldım, 'Al bu da senin oku' diye. Onu okutacağım umarım. Onun dışında geçenlerde yine Anadolu Efes'in bir organizasyonunda, Pup Mavi Sahne'de, Berkay'la beraber, Berkay Ateş'le beraber — Pup Mavi Sahne'de şiir okunuyor — hı, o şiirleri onun misafirleriyle beraber Berkay okuyor. Çok da güzeldi, çok da keyifliydi. Ben ilk defa gidebildim program yüzünden denk getirdim ve aslında ne kadar çok şiir okuduğumu, eskiden ne kadar çok şiir sevdiğimi orada tekrar bir kere daha ona uyandım. Onu hatırlamak da hoşuma gitti. Çok şiir, çok seviyordum biraz o dönemde hatırlıyorum. Cahit Sıtkı Tarancı şiirleri ezberli, ama sonra Cemal Süreyya, Bu Sevda Sözleri — onlar beni çok şey yaptı, o zaman çok çekmişti. Ama orada tabii şiirde de yine o gün fark ettim ki Nazım Hikmet şiirlerini böyle biraz ezbere gidebiliyorum. Bir de tabii benim için Can Yücel — yani o babasının da milli eğitim müfettişi olmasından, benim babamın da eskiden milli eğitimde çalışıyor olmasından belki biraz — onun da çok büyük bir eğitimci, Can Yücel'in babası, hem öyle hem de şiiri gerçekten insanın içine dokunan bir şiiri var. Onu çok seviyorum, onu çok okuduğumu hatırladım. Uzun zaman sonra o gece bana çok güzel geldi, şiir olarak çok güzel geldi.
Z
Zeynep21:35
Şiir süper. Peki o zaman aslında biraz sona yaklaştık. Onur Bey, size son dönemde popüler olan 'This or That' diye böyle küçük bir quizimiz, bir şey yapmak isteriz. Aslında iki seçenek sunacağız, birinden birini seçmenizi isteyeceğiz gibi. Tiyatro mu sinema mı?
O
Onur Altürk21:54
Sinema benim için. Tiyatro öyle söyleyeyim.
Z
Zeynep21:57
Evet, biliyorum alternatifi. Alternatif rock mı klasik müzik mi?
O
Onur Altürk22:00
Hiçbiri de diyebilirsiniz. Hayır ama rock. Evet, alternatif de ama rock diyelim ben. Evet, eskiden öğrenciyken çok dinlediğim için rock. Hatta hard rock, hatta metal dinlediğimiz dönemler vardı ama trafikte de klasik müzik güzel.
Z
Zeynep22:14
Klasik müziğin bende de evet, rahatlatıcı olmasından ötürü mü?
O
Onur Altürk22:17
Evet, yani sakinleşmek için sakinleştiriyor.
Z
Zeynep22:20
Basketbol mu futbol mu?
O
Onur Altürk22:22
Basketbol. Zor soru, basketbol.
Z
Zeynep22:26
Basketbol. Tamam. Eee aslında daha evin sizin güvenli alanınız olduğunu söylemiştiniz. O yüzden birazcık çıkardım gibi cevabı. Ama yemek yapmak mı şık bir restoranda yemek yemek mi?
O
Onur Altürk22:37
Kesinlikle evde yemek yapmak. Yaptığın yemeği de arkadaşlarınla yemek. Yemek yapmak başka bir şey de süper.
Z
Zeynep22:43
Peki son soru: ChatGPT mi Google Bard mı?
O
Onur Altürk22:45
ChatGPT. Kıyas kabul etmez gibi bir cevap verdi. ChatGPT de biz yani A'ya sorduğumuz bir ürün tarifiyle tesislerimizde bir ürettik ve onun verdiği tarifle yaptık. Sonra etiket tasarımını onunla beraber yaptık. Ve artık şimdi şeye bakmaya başlıyoruz: ileride ne olabilir, nereye gidebilir, nasıl kullanabiliriz? Bunlara da bakmaya başlıyoruz.
Z
Zeynep23:12
Hatta şu anda katında bulunduğunuz Bilgi ve Dijital Çözümler Directorate'le yaptınız değil mi? Yanılmıyorsam.
O
Onur Altürk23:16
Onlar yaptı geldi. Aslında onlar sordular, onların bulduğu ya da daha doğrusu bize getirdiği ChatGPT'deki tarifi üretimdeki Brew Master arkadaşlarımız o tarifi gitti yaptı, çok da güzel bir ürün çıktı. Üzerindeki etiket tasarımı da yine aynı şekilde AI tarafından yapıldı.
Z
Zeynep23:32
Yakında bunları görebiliriz, göreceğiz.
O
Onur Altürk23:35
Evet, yakında bunları market raflarında da görebiliriz.
Z
Zeynep23:37
Çok teşekkür ederiz Onur Bey tekrardan, vakit ayırdığınız için, cevaplarınız için. Çok keyifli bir sohbet. Yeni göreviniz tekrardan hayırlı olsun diyelim.
O
Onur Altürk23:47
Çok teşekkür ederim, sağ ol Zeynep.
Z
Zeynep23:49
Evet, bugün Anadolu Efes'te yaşam bölümünde sevgili Onur Altürk bizlerle birlikteydi. Kendisini yakından tanıma ve sohbet etme fırsatı bulduk, oldukça keyifli geçti. Umarım sizler de bizim kadar keyif alırsınız.